|
||||
|
ANTAKYA SURLARI Antakya şehir suları M.S. 526 yılında İmparator Justinyen tarafından yaptırılmıştır. Eski devirlerde Antakya’nın etrafı yüksek surlarla çevriliydi. Selevkos ve Roma dönemlerinde daha uzun ve yüksek olarak yapılan surlar üzerinde 360 nöbetçi kulesi ve Habib-i Neccar dağı’nın en yüksek ve sarp tepesi üzerinde bir iç kale bulunuyordu. Bugün surların sadece Hacıkürüş deresine bakan yamaçlarındaki bazı bölümleri sağlam kalmıştır. Darbısak (Darb-ı Sak) Kalesi, Koz Kalesi (Kürşat Kalesi) Bakras Kalesi, Karamurt Hanı, Payas Kalesi, Payas Kalesi ile Liman arasında yapılan Cin Kulesi, Sarıseki Kalesi, Şalan (Şılvan) Kalesi Hatay İlindeki önemli kale kalıntılarıdır.
|
ARKEOLOJİ MÜZESİ Antakya’da ki araştırmalar 1932 Fransız Milli Müzesi Louvre), Baltimore Sanat Müzesi, Worcester Sanat Müzesi ve Princeton Üniversitesinden temsilcilerin oluşturduğu bir komitenin yönetiminde baslatıldı. 1936 yılında Harward Üniversitesinden Fogg Sanat Müzesi ve Dumbarton Oaks College temsilcileri de komiteye katıldılar. 1932 yılında Fransa’nın Suriye Antikiteler Müfettişi M. Prost’un isteği üzerine, sancak dahilinde bulunan bütün eserlerin Antakya’da toplanmasi amacıyla bir müze kurulmasına karar verilmiştir. Günün modern müzecilik anlayışına uygun olarak M. Mişel Eceşer tarafından hazırlanan müze planı 1934 yılında uygulamaya konulmuştur. Müze binasının en büyük özelliği çıkan esere göre planlanmış olmasıdır. 1939 yılında binanın inşaatı tamamlanmıştır. |
HARBİYE Antakya’ya 10 Km. uzaklıktadır. Vadinin güneyinden çıkan kaynaklar şelaleler oluşturduktan sonra Asi Nehrine kavuşur. Harbiye olarak bilinen bölgenin antik dönemindeki isimleri Kastalia, Pallas ve Saramanna’dır. Helenistik ve Roma dönemlerinde çağlayanlarıyla tanınan ve dünyaca ünlü bir sayfiye yeri olarak kullanılan Defne, o dönemde zengin halk kesimi tarafından yapılan çok sayıda köşkleri, tapınakları ve eğlence yerleriyle ünlüydü. İmparator Gallus döneminde Harbiye eski ihtişamına kaybetmeye başlamış, Arap istilasından sonra da bir daha parlak dönemlerine dönememiştir. Günümüzde Harbiye her biri 300-500 kişilik Restaurantları ile bölgemizin en önemli eğlence ve gostronomi turizm merkezidir. DAPHNE'NİN MİTOLOJİK ÖYKÜSÜ Zeus’un oğlu Apollon, nehir kıyısında genç ve güzel bir kız görür. Bu güzelin adı Defne’dir. Apollon, onunla konuşmak ister ancak içindeki arzu başkadır. Defne, Apollon’un niyetini anlamıştır ve kaçmaya başlar. O kaçar, Apollon kovalar. Çapkın Tanrı “kaçma seni seviyorum” diye bağırırken Defne, Tanrılarla sevişen kadınların başına neler geldiğini bildiği için korkar ve kaçmaya devam eder. Aralarındaki uzaklık kısalır ve Defne, Apollon’un nefesini saçlarının arasında hisseder. Kurtulamayacağını anlayan Defne, durur ve ayağı ile toprağı kazarak bağırır:
|
ST. PIERRE KİLİSESİ Antakya’nın 2 Km. kuzeydoğusunda, Reyhanlı karayolu üzerinde, Habib-i Neccar Dağı’nın uzantısı olan Haç (Stauris) Dağının eteğindedir. 13 metre uzunluğunda, 9,5 metre genişliğinde ve 7 metre yüksekliğinde doğal bir mağaradır. Hz. İsa’nın ölümünden sonra havarilerinden St. Pierre Antakya’ya gelerek (M.S.1.y.y.ilk yarısında) burada telkinlere başlamıştır. İsa’ya inananlara “Hiristiyan” adı ilk kez burada verilmiştir. 1963 yılında Papa VI. Paul tarafından burası Hıristiyanların Hac yeri olarak kabul edilmiştir. Her yıl 29 Haziran’da St.Pierre günü (bayram) kutlamaları yapılmaktadır. |
TİTUS-VESPASIANUS TÜNELİ VE KAYA MEZARLARI Antik Seleucia Kent ve limanını dağlardan inen sel sularından korumak amacıyla M.S. 69 tarihinde Vespasianus döneminde başlayan ve oğlu Titus (M.S.81) tarafından tamamlanan bir tünel ve kanaldan ibarettir. Kanal 1.330 metre uzunluğundadır. Tünelin kapalı kısmının uzunluğu 130 metre, yüksekliği 7 metre, genişliği 6 metredir. Kaya mezarları; Titus-Vespasianus tüneline yakın Roma Dönemine ait 13 kaya mezardan oluşmaktadır. Bunlardan “Beşikli Mağara” en geniş ve ünlüsüdür.
|
KOYLARIMIZ
![]()
| Ana Sayfa | Odalarımız | Galeri | Restaurant | Çevre | Rezervasyon | İletişim |
![]()